İstanbul’un yoğun temposundan uzaklaşıp kısa bir soluk almak isteyenlerin yolu er ya da geç Beykoz’a çıkar. Boğaz’dan gelen serin esinti ara sokaklardaki ahşap yapılar ve geçmişi fısıldayan atmosfer… İşte bu dingin ortamda Türk edebiyatı ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Mehmet Akif Ersoy’un hatırasını yaşatan özel bir mekân yer alır: Mehmet Akif Ersoy Şiir Müzesi.
İstiklal Marşımızın şairi ve kökleri Balkanlara dayanan Mehmet Akif Ersoy’un anısını ve eserlerini Beykoz’da yaşatan Mehmet Akif Ersoy Şiir Müzesi; şiir, tarih ve sanatla iç içe bir yolculuk yapmak isteyenleri ağırlıyor. Beykoz Belediyesi tarafından, İstiklâl Marşımızın kabulünün 97. yıl dönümüne denk gelen 12 Mart 2018 tarihinde ziyarete açılan müze açıldığı günden bu yana yoğun ilgi görmekte. Bir Balkan Esintisi Ailesi olarak 2026 ‘nın ilk günlerinde ziyaret ettiğimiz mekan tarihi dokusuyla dikkat çekiyor. Mehmet Akif Ersoy’un şiir kitapları, fikri ve edebi mücadelesini yansıtan yayınlar, hayatına dair kesitler ve mektuplar sergileniyor. Beykoz’un Merkez Mahallesinde yer alan müze son yıllarda yapılan sahil düzenlemeleri ve çevre yatırımları sayesinde ilçenin en çok ziyaret edilen kültürel noktalarından biri haline gelmiş durumda.

Mehmet Akif Odası, Şiir Kütüphanesi ve Seminer Odası bölümleriyle tasarlanan müze üç katlı. Şairin Safahat ve Gölgeler adlı eserlerinin orijinal ilk baskıları ile Sırat-ı Müstakim Dergisi’nin 7 ciltlik tam koleksiyonunun yanında Divan Şiiri’ne ait Osmanlıca baskılar, el yazması divanlar, önemli şairlerin ilk baskı kitapları, şiir dergileri ve Türk şiiri üzerine yapılmış çok sayıda eser bulunuyor. Zengin kitaplığıyla ödünç verme uygulaması bulunmasa da yerinde incelemeye müsaade edilen kapsamlı bir arşivi bulunuyor.

Müze içerisinde Türk şiirine yön vermiş pek çok önemli şairin şiirleri kendi seslerinden dinlenebiliyor. Ziyaretimiz sırasında Atilla İlhan ve Yahya Kemal Beyatlı’nın sesleri eşliğinde ikinci katı gezmek mekânla kurduğumuz bağı güçlendiren etkileyici bir deneyim sundu. Merdivenlerden yukarı çıkarken karşılaşılan Türk edebiyatının önemli isimlerine ait küçük portreler ise yalnızca görsel bir unsur olmanın ötesinde; müzenin şiirsel belleğini ve edebiyat tarihindeki yerini kavramak açısından son derece anlamlı bir detay. Ayrıca giriş kapısının hemen yanında yer alan şiir yapraklarından ziyaretçiler hatıra olarak alabiliyor. Gözlerimizi kapatıp rastgele bir tanesini seçmek ise bize şarkılardan fal tutar gibi keyifli ve duygusal bir his yaşattı. (Bu arada bana şiir yapraklarından Garcia Lorca’nın ‘Bir Genç Kızın Kulağına’ adlı şiiri, ikinci kattaki şiir kartlarında ise Atilla İlhan’ın meşhur ‘Pia’ sı çıktı.)

Beykoz Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan, yılın her döneminde canlılığını koruyan müze; bu nitelikli çalışmaları sayesinde Tarihi Kentler Birliği tarafından ‘Müze Özendirme Ödülü’ ne layık görülmüş. Büyük ve ferah bahçesiyle bahar aylarında tekrar gitmeyi planlarımız arasına aldığımız Beykoz Mehmet Akif Ersoy Şiir Müzesi; Türk şiirinin, düşünce tarihinin ve milli hafızanın canlı tutulduğu özel bir durak. Beykoz’a yolu düşen herkes için hem kültürel hem de ruhu besleyen bir mola niteliği taşıyor. Şiire, tarihe ya da sadece anlamlı bir mekâna dokunmak isteyenler için burası gidilip görülmesi gereken, İstanbul’un saklı ama çok kıymetli duraklarından biri.

Mekandaki tüm bu değerli içeriğin yanı sıra müzede görev yapan Zeynep Küçük’ün özverili çalışması, yüksek sorumluluk bilinci ve işine duyduğu bağlılık ziyaret deneyimini çok daha anlamlı ve etkileyici kılıyor. Ziyaretçilere yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp Mehmet Akif Ersoy’un düşünce dünyasını, şiir anlayışını ve yaşadığı dönemin ruhunu büyük bir titizlikle aktaran rehberliği sayesinde müze, yaşayan bir kültür alanına dönüşüyor. Sorulan her soruya ilgiyle yaklaşması, ziyaretçilerle kurduğu sıcak iletişim müzenin ruhunu güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Biz ziyaretçisi olarak bu tutumundan dolayı kendisini tebrik ediyor ve şiir yapraklarının yanındaki anı defterine de not aldığım gibi bahar aylarında görüşmek üzere diyorum.
Necla Dursun









