———————————
Hüznün Senfonisinde Yüzmek
Bir yangının içinden gelir hüznün senfonisi
Söyleyemezsin
Atamasın içinden
Kurtulamazsın
Sel gibi yıkar kapını
Viran eder içindeki rengârenk bahçeleri
Kaçmak istersin
Uzaklara
Çok uzaklara firar etmek istersin
Düşen yapraklar gibi
Bir bir sararır düşlerin
Giderek daha bir bataklığa saplanırsın
Yörüklerin boş köylerinde
Kilit vurulmuş kapılarda
Tutsak kalır duyguların
Sarı Yusuf’ların derdine yanarsın
Temmuz güneşi bile
Kamçılar yüzünü
Dolu yağar yollarına
Buz keser her yanın
Teselli etmez türküler
Ağıtlar bile acıyı dindirmez
Dörtnala uçurumlara sürüklenir sevinçler
Ot gibi
Diken gibi
Sağır gibi
Uyanırsın her güne
Yürüdüğün caddeler
Gezdiğin sokaklar
Kuşların cıvıldayışı bile
Bir haz vermez
Al beni götür beni dersin hayat
Göklerin uçsuz bucaksız mavisine
Okyanusların enginliğine
Ormanların dinginliğine
Ya da Maraş çınarında
Bir salıncakta
İçimdeki gurbet közleriyle
Bırak beni
Unut beni
Prizren, Nisan 2025









