KitapSanatYaşam

0

Keşke Bu Sadece Bir Oyun Olsaydı…

Almir İmşireviç “Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı” adlı kitabında Bosna Savaşı’nı konu almaktadır. Kişisel yaşanmışlıklarını da eklemlediği eserinde, 3,5 yıl süren Saraybosna Kuşatmasında yaşanan bir olayı anlatmaktadır. Metin bir çeşit hatıra defteri gibi kayda alınmış olsa da kuşatmaya Saraybosnalı İshak’ ın yaşadıkları özelinde bakılmaktadır. Trajik olayların ve yaşanılanların kişisel bir öyküymüşçesine yazıldığı eserde bir muhasebe söz konusu değilse de kurgu; gerçek karakterlerin savaşı anlatmak isteyip de anlatamamaları üzerinedir.

Kitap aynı isimle tiyatroya uyarlanmıştır. “Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı” adlı oyunun türü “okuma tiyatrosu” dur. Yani oyuncuların yarı ezber yaptıkları ve ara ara göz gezdirdikleri tekstleri ellerinde, gündelik kıyafetleri üstlerindeyken bir nev-i prova gibi icra edilen tiyatro türüdür.

Eğer oyunu izlemeden önce kitabını inceleyeceğim denilirse, 27.sayfadaki İshak’ın sorgusunun yapıldığı bölüm oyunun ve kitabın özeti mahiyetindedir.

Oyunda olaylar kitapla doğru orantılı olarak seyrini izlerken seyirciye ilginç bilgiler verilmektedir. Örneğin; eskiden tramvayların atlarla çekilen bir taşıma aracı olduğu, ilk atlı tramvayın 1820’de İngiltere’de kullanıldığı, ilk elektrikli tramvayın 1879’da Berlin’de üretildiği ve ilk elektrikli tramvayın Bosna’da kullanılmaya başlandığına değinilmektedir. Genel kültür bilgisi içeren bu türdeki bölümler oyuna değişik bir tat, izleyene bilgelik katmaktadır.

Kitapta ve (haliyle) oyunda Türk isimleri taşıyan yerlerden bahsedilmektedir. Bosna’da çekilen filmlerde de sıklıkla yer alan bu durum Türk izleyicisine bir Türk yazarın oyununu izliyor hissini yaşatmaktadır. “Baş Çarşı” gibi, “Hüsrev Bey Camii” gibi yer ve yapı isimlerin yanında Türk isimleri de bu duyguyu pekiştirmektedir; “İshak” gibi “İbrahim” gibi.

1971 Bihaç doğumlu ve Boşnak asıllı yazar bir röportajında “Savaşı anlatan oyun yazamıyorum.” demiş olsa da oyun savaşı öylesine hissettirerek anlatmaktadır ki başka söz söylemeye, başkaca şeyler yazmaya hacet bırakmamaktadır. “Hayatta gerçek olan, var olandır, insanın en iyi bildiğidir. Sahnedeki gerçek ise, gerçekte var olmayan ama gelecekte olabilecektir. Sizin için neyin ilginç ve önemli olduğuna karar verin, neye inanmak istediğinize.” (İmşireviç, 2016, s. 39)

Saraybosna Güzel Sanatlar Akademisi Dramaturji Bölümü mezunu yazara dair bilgilerle metnimizi sonlandıralım.

*Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı ilk defa 1999 yılında sahnelenmiş ve Ulusalararası MESS Tiyatro Festivalinde Altın Mask Ödülü almıştır.

*Eser Bosna Hersek Tiyatro Eserleri Antolojisi’nde yer almıştır.

*Balkanların Şeytanı Utanç adlı oyunu Fransa Antolojisi’nde yer almıştır.

*Oyunlarıi Avignon, Paris, Split, Ferney Voltaire, Lozan, Bonn, Lyublyana ve Belgrad’da sahnelenmiştir.

*Eğer Bu Bir Film Olsaydı oyunu 2012 ‘de Zenica’da düzenlenen Bosna Hersek Dram Festivali’nde Yılın En iyi Tiyatro Metni Ödülü ‘nü almıştır.

*Oyunları: Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı, Circus İnferno, Balkanların Şeytanı Utanç, Playback Sevdalinka, Gerçek Bir Hikâye, Mousefuckers, 212. Sayfa ve Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı

Almir İmşireviç

Bilge Emin (çev)

Mitos – Boyut * Oyun Dizisi 555

46 sayfa

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

En Çok Görüntülenen Gönderiler

Menü