Bu yıl 42’ncisi düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarına katılmak, kitaplarla kurduğum bağın neden hiç kopmadığının bir kez daha altını çizdi. Çünkü daha kapıdan içeri adım atar atmaz hissedilen kâğıt, mürekkep ve kitap sevgisi insanı gündelik hayatın telaşından alıp bambaşka bir dünyaya taşıyor.
Fuar alanı her zamanki gibi kalabalıktı. Her yaştan insanın elinde listelerle, çantalarla, bazen de sadece sezgilerine güvenerek stantlar arasında dolaşması kitapların hâlâ ne kadar güçlü bir çekim alanı olduğunu gösteriyordu.
TÜYAP Kitap Fuarı’nı özel kılan unsurlardan biri de hiç kuşkusuz yazar-okur buluşmaları. Kitabın sadece bir nesne değil bir bağ kurma aracı olduğuna bir defa daha tanıklık ettim.
Stantlar arasında dolaşırken yayıncılığın geçirdiği dönüşümü de görmek mümkün. Yeni yayınevleri, bağımsız girişimler, özel baskılar ve artan ilgi gören türler… Zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışan yayınevlerinin emeği bu fuarın satır aralarında hissediliyordu.

Tüm bunların yanında TÜYAP Kitap Fuarı benim için yalnızca kitaplarla çevrili bir alan değil aynı zamanda okurlarımla yüz yüze buluşabildiğim çok kıymetli bir mecra. Son üç yıldır kitaplarım vesilesiyle tanıştığım okurlarla yeniden bir araya gelmek, yeni okurlarla tanışmak, kısa sohbetler ederek kitap imzalamak her defasında tarifsiz bir mutluluk veriyor.

Bu yıl da fuarın ilk günü olan 13 Aralık 2025’te hem Roman ev Coğrafya hem de Üsküp Kitap Kulübü kitaplarımı imzalama şansına eriştim. İki saat boyunca neredeyse hiç ara vermeden geçen imza süresi; sohbetlerle, sorularla, paylaşılan anılarla su gibi aktı. Fuardan çıkarken benim de elimdeki çantaların gramajı epey artmıştı elbette. Yeni kitaplar, yeni keşifler… Ama asıl doluluk zihnimde ve ruhumdaydı.
İyi ki kitaplar var.
İyi ki bu kelimeler bizi bir araya getirebiliyor.
İyi ki böyle buluşmalar mümkün.
Bir sonraki fuarda, yeniden aynı heyecanla buluşmak dileğiyle…
Necla Dursun
İçeriğe ait videoyu izlemek için tıklayınız:









