Karadeniz’in incisi Amasra’ya sadece küçük ve şirin bir sahil kasabası demek haksızlık olur. Çünkü Amasra tarih, doğa ve lezzetin iç içe geçtiği özel bir duraktır. Antik çağlardan günümüze uzanan köklü geçmişi, dar sokakları, denize uzanan surları ve eşsiz gün batımı manzaralarıyla ziyaretçilerini ilk andan itibaren kendine hayran bırakır.
Amasra’yı asıl unutulmaz kılan ise bu atmosferin günlük yaşama nasıl yansıdığıdır. Sabah saatlerinde balıkçı teknelerinin limana dönüşünü izlemek, taze deniz kokusunu içine çekmek ve sahil boyunca yürürken dalga seslerine karışan martı çığlıklarını duymak burada sıradan bir günün parçasıdır. Küçük ama karakterli çarşısında dolaşırken el emeği ürünlere rastlar, yerel halkın samimiyetini hissedersiniz. Günün ilerleyen saatlerinde ise yolunuz mutlaka deniz kenarındaki balık restoranlarından birine düşer. Masaya oturduğunuzda henüz siparişinizi vermeden önce bile Amasra’nın meşhur sofralarının nasıl bir deneyim sunacağını anlamaya başlarsınız. Çünkü burada yemek yemek sadece karın doyurmak değildir. İşte tam bu noktada sofranın yıldızlarından biri sahneye çıkar: Amasra Salatası.
Amasra’da bir balık restoranına oturduğunuzda masanıza gelen ilk şeylerden biri bu renk cümbüşü salata olur. Daha ilk bakışta iştah kabartan görüntüsü çoğu zaman ikinci hatta üçüncü siparişin habercisidir. Çünkü bu salata ana yemeğin eşlikçisi değildir; o neredeyse bir sanat eseri gibidir. Amasra Salatası’nın en dikkat çekici özelliği mevsimine göre değişen zengin içeriğidir. Yaklaşık otuz farklı ot ve sebze bir aradadır. En alt tabakta marul, roka, maydanoz, semizotu ve taze soğan yer alır. Bu katman salatanın temelini oluştururken tazeliğiyle damakta ferah bir başlangıç sunar. İkinci katmanda ise havuç rendesi ve çeşitli turşular vardır. Bu katman salataya hem renk hem de hafif ekşi bir tat kazandırır. En üstte ise adeta bir tabloyu andıran süsleme yer alır. İnce ince kesilmiş havuçlar, turplar ve salatalıklar çiçek formunda yerleştirilerek görsel bir şölen oluşturur.
Lezzetin sırrı ise sosunda gizlidir. Diğer salatalara kıyasla daha bol kullanılan sirkeye; taze limon suyu ve sızma zeytinyağı eşlik eder. Bu üçlü salatanın tüm malzemelerini dengeli bir şekilde bir araya getirir ve ortaya unutulmaz bir lezzet çıkarır.
Bir Balkan Esintisi Ailesi olarak; bakanın ağzını sulandıran Amasra Salatasını fotoğrafladığımız gün bulunduğumuz restoranın hemen her masasında onun cazibesine kapılarak ikinci hatta üçüncü siparişlerin verdiğine tanıklık ettik. Kısacası Amasra Salatası; doğallığın, emeğin ve estetiğin bir araya geldiği eşsiz bir lezzet. Eğer yolunuz bir gün Amasra’ya düşerse balığınızın yanına bu salatayı söylemeden kalkmamanızı öneririz. Çünkü bazı tatlar hem doyurur hem de hatıralara kazınır.









