Hayatın karmaşası içinde koşuştururken bazen durup nefes almayı, olaylara daha iyimser bir pencereden bakmayı unutuyoruz. Tam da böyle anlarda, yüzyıllar öncesinden gelen bir ses bizi kendimize getirebiliyor. Evet, Anadolu topraklarının yetiştirdiği en büyük halk filozofu, mizah ustası ve bilge Nasrettin Hoca’dan bahsediyoruz. Peki, onu çağlar ötesinden bugüne taşıyan, hatta günümüz popüler şarkılarına bile ilham veren o sır ne? Gelin, Hoca’nın dünyasında kısa bir yolculuğa çıkalım.
Alay Etmeden Aydınlatan Bir Mizah
Nasrettin Hoca denince akla ilk gelen şey nüktedanlığıdır. Ancak onun mizahı, günümüzün acımasız ve incitici komedi anlayışından çok uzaktır. O; tatlı dili, güler yüzü ve samimi özüyle insanları güldürürken asla onlarla alay etmez.
Onun karşısında her kim olursa olsun —ister bir çocuk, ister bir kadı— küçümsemeden aydınlatır. Amacı insanları sadece eğlendirmek değil, onları düşündürmek ve bir ders vermektir.
En büyük gücü zekasıdır, kurnazlığı değildir. Ne aldatmaktan hoşlanır ne de aldatılmaktan. Kendisine tuzak kuranlar yahut kurnazlık yapmaya niyetlenenler, Hoca’nın o kıvrak zekası karşısında her zaman tatlı bir yenilgiye uğrarlar.
Nasrettin Hoca, insan psikolojisini ve tabiatını çok iyi tahlil etmiş bir bilgedir. Son derece hoşgörülü, sevgi, saygı ve anlayışa her şeyden çok önem veren bir figürdür. İnsan ilişkilerindeki o son derece pozitif tavrının arkasında derin bir merhamet yatar. En güzel özelliği ise: büyükle büyük, küçükle küçük olabilmeyi başarmasıdır. Her yaşa, her statüye aynı samimiyetle dokunabilmesidir.
Gerçekleşmesi Zor Hayaller ve O Meşhur Soru: ‘Ya Tutarsa?’
Hoca, aynı zamanda olanda hayır vardır sözünün en büyük aktarıcısıdır; umutlu ve iyimserdir. En olumsuz durumlardan bile güzel bir sonuç çıkarmayı bilir. İşte onun bu hayata karşı iyimser duruşunun, umudunun en güzel sembolü Göle Maya Çalmak fıkrasıdır.
Gerçekleşmesi zor, imkansız gibi görünen istekleri olanlara nasihatini vermek için Hoca bir gün gölün kenarına gider. Elinde kaşığı ve yoğurt mayasıyla başlar mayayı göle dökmeye. Etraftakiler şaşkınlıkla sorar: – “Hoca, ne yapıyorsun?” Hoca sakince cevap verir: – “Göle yoğurt mayası çalıyorum!”
İşte tam o anda, yüzyıllardır insanlığın kulağına küpe olan o muazzam cevap yükselir: “Ya tutarsa?”
Nasrettin Hoca’nın bu umut dolu fıkrası sadece geçmişte kalmadı. Bugün bile hayatımıza, hatta dinlediğimiz şarkıların ritmine yön vermeye devam ediyor. Son yıllarda bu fıkradan esinlenerek yazılan ve çokça dinlenilen bir şarkının sözleri, aslında Hoca’nın art niyetsiz, saf ve sevgi dolu felsefesini ne kadar güzel özetliyor:
Hayat, bazen bir göle maya çalmak gibidir. Etrafınızdaki herkes size “Olmaz, imkansız, tutmaz” diyebilir. Ama içinizde hiç art niyet yoksa, sevgiyle ve umutla yaklaşıyorsanız hayata, o mayayı çalmaktan asla vazgeçmeyin.
Umutla kalın….










