Dergi

0

Necla Dursun ‘un Kuzey Makedonya Köprü Dergisinde Yayımlanan Yazısı

Kuzey Makedonya ‘da yayımlanan Köprü Dergisinin 78. sayısı okuruyla buluştu.

Bu buluşmada “İki İpek Kanat” başlıklı yazımla yer almaktan mutluluk duydum. Köprü ’ye teşekkür ederim.

(Yazımın tamamı ektedir.)

 

İki İpek Kanat

Sonbahar yağmurlarıyla ıslanan bir İstanbul sabahından merhaba. Birkaç saat ara vermiş olsa da bulutlar gözyaşlarını tekrardan yeryüzüne dökecek gibi. Boğazın suları durgun. Oysaki puslu havalarda laciverte dönen boğaz suları dalgalı olur. Hafiften bir rüzgâr var fakat üşütmüyor. Yedi tepeli İstanbul’un güzelliğini gölgelemeye gücü yetmeyen bu havalara alışık olanların ellerinde şemsiyeler var. Olmayanların imdadına seyyar satıcılar yetişiyor. Boş koltuğu bulunmayan yolcu gemileri Kız Kule ‘sinin yanı başından aheste aheste süzülüyorlar. Her zaman olduğu gibi martılar vapurların peşi sıra uçuşarak yolcuların elinden bir parça simit alabilme gayretindeler. Sokak kedileriyse kuru bir yer bulma telaşında.

Boğaz ve martılar gibi İstanbul’un ikonik zenginliklerinin yanı sıra kokular da İstanbul’u çağrıştırır. Üsküdar’dan Türk Kahvesi, Eminönü’nden balık ekmek, Çamlıca’dan simit, Süleymaniye’den kuru fasulye, Sultanahmet’ten köfte, Sarıyer’den börek kokuları buram buram yayılır şehre. Kokusuyla davet eden bu tatlara kayıtsız kalmaksa neredeyse imkânsızdır.

Kokular kadar sesler de bir şehri tanımlar. İstanbul’un sesleri bir senfoniye benzer. Minarelerden duyulan ezanla boğazdan duyulan martı sesleri nasıl da tamamlar birbirini. Sokağa dikkat kesildiğinizdeyse türlü çeşit insan sesi duyarsınız:

Genç bir anne; “Simit ister misin oğlum?”

Saçları bembeyaz bir bey; “Birer kahve içip iki çift lafın belini kıralım eski dostum.”

Eskici; “Eskiler alırım.”

Kokoreççi; “En lezzetlisi burada.”

Midye dolmacı; “Limonlu mu olsun?”

Dolmuş kâhyası; “Doldu, kalkıyor, var mı gelen?”

Bir turist; “Where is the Kanaat Restaurant?”

Yaşlı bir teyze; “Evladım, saat kaç?” derken tüm bu seslere eklenen bir melodi duyulur. Boğaz boyunca ilerleyen bir araçtan hafif hafif gelen enfes melodi, o dev senfonide yap-bozun eksik parçasını tamamlar gibidir. Kelimelerin üstadı Yahya Kemal İstanbul’un güzelliğini dizelere, Münir Nurettin Selçuk ise notalara sığdırmış:

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”

Çay kalabalıkları kahve ise yalnızlığı sever derler. Çay ve simit kokan kalabalık sokakları ile resmi sayımlara göre on beş milyonu aşan nüfusu sinesinde barındıran kocaman bir şehirdir İstanbul. Her yeni kuşakta farklı görünümlerle kendini tekrar etse de tarih boyunca; iktidar, güç, sanat, servet, entrika, şehvet, şiddet ve kaosa sahne olmuştur. Bir zamanlar sokaklarında 39 farklı dilin konuşulduğu çeşitlilikteki nüfusa ev sahipliği yapmıştır. Samiha Ayverdi’nin “Küplüce’deki Köşk” isimli kitabında tasvir ettiği gibidir İstanbul: “Güzeli çirkini, yamanı yahşisi, alimi cahili, hırlısı hırsızı fakiri ganisi güleni ağlayanı, zalimi merhametlisi, merdi namerdi, acısı tatlısı, seveni nefret eyleyeni hep şu gözlerini kapar gibi yarı uyanık yarı uykulu uzanıp yatmış ışıklı İstanbul evlerinde mekan tutmaktadırlar.”

Rüzgârın önündeki yaprak misali Makedonya’dan Türkiye’ye savrulan bir ailenin ferdi olarak ben de İstanbul’da yaşayan on beş milyon kişiden biriyim. Yaşadığım şehri seviyorum. Adı güzel anıldığında gururu, aksi olunca tarifsiz üzüntüyü yaşıyorum. Bu sebeple muhteşem şehir İstanbul’a ait kıyıya vurmayı bekleyen dalgalar gibi coşkun kelimelerim ve tamamlanmayı bekleyen sabırsız cümlelerim var. İstanbul’u yazmamın; dilimizi, kültürümüzü, tarihimizi, gelenek ve göreneklerimizi zamanın acımasız dönüştürücülüğüne karşı direnerek mücadele veren soydaşlarımla aramda bir köprü vazifesi göreceğine inanıyorum.

Üsküplü şair Leyla Şerif Emin bir şiirinde “Camlara vuran kelebek gibiydi hayat.” der. O dizede olduğu gibi kelebek ömrü kadar kısa hayatımda, durmaksızın camlara vuran iki ipek kanadımı zedelemeden İstanbul’a dair birkaç kelam etmeye talibim.

 

 

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

En Çok Görüntülenen Gönderiler

Menü