Üsküp Kitap Kulübü’nün kurduğu edebiyat halkaları her buluşmada yeni bir deneyimi ve yeni bir bakışı beraberinde getiriyor. Bu buluşmaların ardından kaleme alınan mektuplar ise yaşananları sade bir aktarımın ötesine taşıyor. Gençlerin dünyasında bıraktığı izi görünür kılıyor.
Bu kez Zeynep Dursun’un Kosova’nın Prizren şehrinde yaşadığı tecrübeyi anlattığı içten mektubunu sizlerle paylaşıyoruz. Onun satırlarında farklı ülkelerden gelen gençlerin aynı kitap etrafında nasıl bir araya gelebildiğini, düşüncelerini özgürce paylaşabildiği samimi bir ortamın nasıl güçlü bağlar kurabildiğini görmek mümkün. Özellikle ‘Küçük Prens’ üzerine yapılan sohbetler, edebiyatın her okurda farklı anlamlar bulduğunu ve bu çeşitliliğin bireye kattığı zenginliği gözler önüne seriyor.
Zeynep Dursun’un anlatımı; gençliğin heyecanını, keşfetme arzusunu ve birlikte öğrenmenin kıymetini anlattığı mektubu kitapların sınırları aşan gücüne dair güçlü bir tanıklık niteliği taşıyor.
Bu güzel deneyimi bizimle paylaştığı için Zeynep Dursun’a teşekkür ediyor, sizleri onun samimi anlatımıyla baş başa bırakıyoruz.
———————————–
Merhaba, ben Zeynep. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Öğretim Teknolojileri Eğitimi birinci sınıf öğrencisiyim. Üsküp Kitap Kulübü sayesinde Kosova’ya gitme fırsatı buldum ve bu benim için çok özel bir deneyim oldu. Aslında gitmeden önce biraz heyecanlıydım. Çünkü daha önce Üsküp Kitap Kulübü çalışmaları içinde Kuzey Makedonya Gostivar’da bulunmuş olsam da kulübün farklı bir ülkede yaptığı kitap tahliline katılmamıştım. Ve Kosova’da nasıl bir ortam olacağına dair merak içindeydim.
Prizren’de her şey düşündüğümden çok daha güzel geçti. En güzel anlardan biri oradaki kızlarla ‘Küçük Prens’ hakkında sohbet ettiğimiz zamandı. Hepimiz bir arada oturduk ve kitap hakkında konuşmaya başladık. Ortam çok samimiydi, kimse kimseyi yargılamıyordu. Herkes kendi düşüncesini rahatça söylüyordu. Türkiye’den, Kuzey Makedonya’dan ve Kosova’dan yani farklı ülkelerden gelmemize rağmen aslında aynı duyguları paylaştığımızı fark ettim. ‘Küçük Prens’ zaten çok özel bir kitap. Ama onu tek başına okumakla bir gruba dahil olarak okuyup hakkında konuşmak birbirinden oldukça farklı. Mesela birisi kitabı arkadaşlık açısından yorumladı, bir başkası yalnızlık üzerinden anlattı. Ben de kendi düşüncelerimi paylaştım. O an şunun ayırdına vardım; aynı kitabı okusak bile herkes başka bir şey anlayabiliyordu. Bu da sohbeti daha güzel hale getirdi. Kelimenin tam anlamıyla mutluydum o anlarda. Çünkü sadece bir kitap hakkında konuşmuyorduk, aynı zamanda yeni insanlarla tanışıyor, farklı bakış açıları öğreniyor ve güzel bir anı paylaşıyorduk. Bu benim için çok değerliydi.
Bu deneyim bana şunu da öğretti: kitaplar insanları bir araya getirebiliyor. Dil, ülke, kültür fark etmiyor. Aynı kitabı okuyup onun hakkında konuşabiliyorsan bir şekilde bağ kurabiliyorsun. Kısacası Kosova’da geçirdiğim zaman ve özellikle ‘Küçük Prens’ sohbeti benim için unutulmazdı. Hem çok eğlendim hem de kendimi geliştirdiğimi hissettim. Böyle anlar insanın aklında kalıyor, kalbinde yer ediniyor. Kurduğum yeni arkadaşlıklar da onlarla ettiğim sohbetler de asla unutamayacağım güzel anılar olacak.
Bana tüm bu güzel deneyimleri yaşattığı için Üsküp Kitap Kulübü’ne çok teşekkür ederim.
Zeynep Dursun – Nisan 2026 – İstanbul










2 Yorum. Yeni Yorum
Değerli yorumunuz için teşekkürler Bayan İvi.
Bu güzel ortamın oluşmasına emeği olan Necla Dursun’a tebrikler!