Üsküp Kitap Kulübü’nün farklı ülkelerde gerçekleştirdiği buluşmalar gençleri bir kitap etrafında topluyormuş gibi görünse de aslında ortak bir duygu ve paylaşım zemini etrafında bir araya gelmelerini sağlıyor. Bu buluşmaların ardından kaleme alınan mektuplar ise yolculukların kişisel izlenimlerini aşarak kültürel karşılaşmalar haline geliyor.
Bu kez Sudenur Kunduz’un Kosova’da başlayıp Kuzey Makedonya’da devam eden yolculuğunu anlattığı içten mektubunu sizlerle paylaşıyoruz. Onun satırlarında ilk kez yurt dışına çıkmanın ve yeni bir ortama dahil olmanın getirdiği heyecanla birlikte kısa sürede kurulan samimi dostlukların izleri bulunuyor. Özellikle ‘Küçük Prens’ üzerine yapılan tartışmalar bir kitabın farklı yaşlarda nasıl bambaşka anlamlar kazanabildiğine dikkat çekiyor.
Sudenur Kunduz mektubunda yaşadığı ilk yurtdışı yolculuğunun kısa sürede sıcak bir paylaşım alanına dönüşmesini yalın ve etkileyici bir dille aktarmakta. Bu güzel deneyimi bizimle paylaştığı için Sudenur Kunduz’a teşekkür ediyor sizleri mektubuyla baş başa bırakıyoruz.
—————————————-
2026 yılının Nisan ayında gerçekleşen, Kosova’da başlayıp Kuzey Makedonya’da biten gezimizde Üsküp Kitap Kulübünün misafiri olduğum için çok mutluyum. Bu benim için çok değerli bir deneyimdi. Başta kitap tahlili için Üsküp Kitap Kulübünde bulunmamın kabul edildiğimi duyduğum heyecanla beraber bazı endişelerim vardı. Çünkü daha önce bulunmadığım bir ortama girecektim. İlk defa yurt dışına çıkacaktım. İlk defa uçağa binecektim ve ilk kez bir kitap kulübünde bulunacaktım. Fakat endişelerimin gereksiz olduğunu Prizren’de kulübü üyeleriyle buluştuğumuz ilk anda anladım. Ve kendimi yaşıtım olan genç kızlarla beraber bir sohbet ortamında buldum.
Başta beraber sohbet edip birbirimizi tanıdık, hayatlarımızdan bahsettik. Sonra asıl buluşma amacımız olan kıymetli kitabımız ‘Küçük Prens’ için hazırladığımız sunumlarımızı yaptık. Daha sonra kitabı beraber yorumladık. Küçük Prens’i başka okurlardan dinlemek ve başkalarının bakış açılarını duymak benim için oldukça düşündürücü oldu. Kendimi kitapta farklı anlamlar ararken yakaladım ve kitabın yetişkinlere daha sert ve gerçek olgular katmasından bahsederken kafamın içinden bir cümle geçti; ‘Babam ve Oğlum’ filminden ‘İnsanlar büyüdükçe, hayalleri küçülür mü?’ Çünkü benim ilkokul çağında da okuduğum bir kitap olmasına rağmen şimdi 20 yaşımda yorumlarken bahsettiğimiz şeyler küçüklüğümden kalanlardan çok başkaydı.
Prizren’de tanıştığımız kişilerle Türkçe konuştuğumuz için hiç yabancılık hissetmedim. Kitap tahlilimiz bittikten sonra kulüpte tanıştığım arkadaşlarımızla Prizren’i gezdik. Şehri ve kültürünü tanıma imkânı buldum böylece. Çarşı içinde yürüdüğümüzde zaman zaman Üsküp Kitap Kulübü’nde ilk defa bulunduğum için kendimi eksik hissettiğim oldu. ‘Bu insanlarla keşke daha önce tanışsaydım, burada daha önce bulunsaydım.’ dedim kendi kendime. Ama yine de gecikmiş sayılmam. Yağmurlu bir günde tanıma fırsatı bulduğum güzel Prizren’i hayatım boyunca anılarımın en güzel yerinde muhafaza edeceğim.
Böyle bir projeyi yürüttüğü ve bizi böyle güzel bir amaç altında buluşturduğu için Necla Dursun’a teşekkür ederim. Bizi tüm samimiyetleriyle ağırlayan Prizren Art Theatre’a misafirperverlikleri için minnettarım. Benim için hayatımda yaşadığım en güzel deneyimlerden ilk üçe girecek kadar güzeldi Üsküp Kitap Kulübü’ne konuk olmam. Edindiğim arkadaşlıkları, ettiğimiz sohbetleri ve gezdiğimiz yerlerin her dakikasını sevgiyle hatırlayacağım.
Sudenur Kunduz – Nisan 2026 – İstanbul









