Dedeağaç’ın kalabalığını ve ana yolun telaşını geride bırakıp batıya doğru kıvrılan zeytinliklerin arasından geçtiğinizde zamanın başka bir ritimde aktığı küçük bir kıyı köyü karşılar sizi: Dikela. Ne popüler tatil rotalarının gürültüsü ne de gösterişli tesisler vardır burada. Toprağın denizle kucaklaştığı yerde kendi halinde nefes alan, gerçek ve samimi bir Batı Trakya köyüdür Dikela.
Dikela’nın sokaklarına adım attığınız ilk an, hafif bir zeytinyağı ve iyot kokusu kuşatır sizi. Köyün ana damarları sokaklar, avlularından rengarenk çiçekler sarkan az katlı evlerinin arasından geçer. Burada sokaklar adeta evlerin dışarıya taşmış birer odası gibidir.
Geniş saçaklı ahşap kapıların önünde günün büyük bölümünü geçiren köy kedileri, sokak boyunca dizilmiş saksılardaki sardunyalar ve bir duvar köşesine yaslanmış eski bisikletler… Dikela sokaklarında yürürken insan ister istemez adımlarını buranın ritmine uyduruyor.

Dikela’da gün, sabahın erken saatlerinde traktörlerin tarlalara doğru yola koyulmasıyla başlıyor. Köyün kalbi Yunanistan köylerinde olduğu gibi merkezdeki meydanda atıyor. Ulu bir ağacın gölgesine kurulmuş geleneksel kafeneion (köy kahvesi) hayatın merkezi. Sabah saatlerinde kahvehanenin iskemlelerinde yerini alan köyün yaşlıları, önlerinde dumanı tüten koyu bir kahve eşliğinde memleket ahvalini konuşur. Öğleden sonra sıcak bastırdığında sokaklar bir siesta sessizliğine gömülür.

Bahçelerinden taze topladıkları domatesleri, incirleri veya ev yapımı zeytinleriyle Dikela’daki köy yaşantısının dinginliği, birkaç dakikalık yürüme mesafesinde uzanan sahil şeridiyle taçlanır. Dikela sahili, kumu ve berrak deniziyle gösterişten uzak, alabildiğine sade bir kumsal sunar. Denizden dönen balıkçı tekneleri kıyıya yanaştığında, köyün küçük balıkçı lokantalarından yükselen ızgara kokuları sokak aralarına kadar süzülür. Akşam alacasına taze bir ahtapot, çıtır kabak kızartması ve köyün kendi zeytinlerinden sıkılmış zeytinyağıyla lezzetlenen domates salatası eşlik eder. Tüm bunlar Dikela’nın gösterişsiz mutluluk tarifinin özetidir.

Eğer yolunuz Dedeağaç taraflarına düşerse, sadece denizine girmekle yetinmeyin. Arabanızı köyün girişinde bırakın, Dikela’nın sokaklarında kaybolun. Karnınız acıkırsa köy meydanındaki Dervish Restoranda ve Paradise Cafe’de karnınızı doyurabilirsiniz. Vakit ilerleyip de akşam inerse ve siz köyde konaklamak isterseniz Holiday Home Dikela’nın tertemiz çarşaflarına, küçük bakımlı bahçesine ve bahçesindeki meyve ağaçlarının aromatik kokusuna kendinizi teslim edebilirsiniz.










